Kavcıoğlu: Veri Açıklamada Dünyanın En Şeffaf Merkez Bankalarından Biriyiz

tarafından Görevliler

Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu rezerv tartışmaları hakkında açıklamalarda bulundu. Hazine Müsteşarlığı ile 2017 yılında yapılan protokolün hukuki dayanağı olduğunu söyledi. “Veri açıklamada dünyanın en şeffaf merkez bankalarından biriyiz” dedi.

Rezerv tartışması, kripto para düzenlemesi, faiz konusu ve gündemdeki birçok soruyu gazeteciler sordu, Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu cevapladı.

TRT Haber canlı yayınında ‘128 milyar dolar’ tartışmalarıyla ilgili konuşan Kavcıoğlu, “Veri açıklamada dünyanın en şeffaf merkez bankalarından biriyiz” diyerek iddiaların doğru olmadığını söyledi.

Kripto para düzenlemesiyle ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinesinde geniş bir düzenleme yapıldığını açıkladı. ” Altyapı, düzenleme ve kontrol mekanizması yok. Sadece yasaklayarak bu olayı çözemezsiniz” dedi.

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“2018 sürecinin hatırlanması, 2020’yi ve yapılanların neler olduğunu anlamamız için çok önemli”

2020, 2019, 2018 yılında geriye doğru gittiğimizde, Türkiye’nin yaşadıklarına baktığımızda, bu tartışmalar daha bir anlam kazanıyor. Bugün rezerv konusu tartışılırken, o günkü şartları göz önüne getirmemiz ve o günkü şartlara bakmamız gerekir. 2020’ye girdiğimizde, dünyaya baktığımız zaman, gelişmiş ülkelerde ve gelişmekte olan ülkelerde doğrudan yatırımların ve portföy yatırımlarının azaldığını görüyoruz. Türkiye’de bu global dünya içerisinde, buradan aldığı pay ister istemez azalıyor. 2020 pandemi krizi gerçekten dünyayı çok kötü şekilde etkileyen bir kriz. Diğerlerinden ayıran en önemli şey bence daha önceki krizlerin bir alt yapısı vardı. 2020’deki kriz birden ortaya çıkan bir kriz, bir hastalığın birden ortalığı kasıp kavurduğu, ülkelerin kapandığı, en önemli gelirlerinin tamamen bittiği bir dönemi yaşadık. Bu ortamda Türkiye’ye baktığımız zaman biz biraz iyi daha ayrışıyoruz

“2020 sonu itibarıyla reel sektörün döviz pozisyon açığı 208 milyar dolardan 157 milyar dolara indi”

2020 sonu itibarıyla reel sektörün döviz pozisyon açığı 208 milyar dolardan 157 milyar dolara indi. Bu, rezervlerden ya da Merkez Bankası’nın yaptığı bu işlemlerden karşılandı. Sizin bu talepleri bir şekilde karşılamanız lazım. Karşılamazsanız, o zaman oluşacak şeylerle Türkiye yüzleşecektir, karşı karşıya kalacaktır

2017’de Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası ile bir protokol imzaladı. ‘Başkanlık sistemine geçildi o protokol geçersiz kılındı’ falan… Bunlar hep işi farklı yönlere götürmek için yapılan çarpıtmalar. Bir kere protokolün hukuki dayanağı var. Merkez Bankası’nda zaten bunun dışında, herhangi bir hukuki dayanağı olmayan hiçbir işlem yapılmaz. Bugüne kadar yapılmamıştır, bundan sonra da yapılmaz. Bir kere bunun altını çok net çizelim. Dolayısıyla bu protokol dahilinde bu işlemler yapıldı. Şubat 2017’den itibaren yapıldı, 2020’de daha fazlasının yapılmasının nedeni de pandemi şartları. Bu kadar ihtiyacın talebin karşılanması bastırılması noktasında yapılıyor. Şimdi ‘Bu işlemler gizli yapıldı, protokol açıklanmadı, rakamla verilmiyor.’ Peki siz bu rakamları nereden biliyorsunuz? Nereden aldınız? Biz bir rakam açıklamadık.

“Merkez Bankası bireylere döviz satmıyor”

Dünyada en şeffaf veri açıklayan bankalardan biris Merkez Bankası. Bankanın analitik bilançosunda veriler günlük açıklanır. Saklanan gizlenen bir şey olmaz.

İşlem platformlarında bankaların yaptığı işlemler, gün gün hangi kurlardan gerçekleşmiş belli. Bunun bilançodan görüldüğünü kabul ettikten sonra bu sefer de ‘kimlere satıldı?’ diye başladılar. Bakın, dünyada böyle bir veri açıklaması söz konusu değil. Siz bireylerin veya firmaların bilgilerini nasıl açıklayabilirsiniz?

Bunlar, işlem platformlarında yurt içi yurt dışı piyasa yapıcı bankalarla yapılıyor. Merkez Bankası bireylere döviz satmıyor. Böyle bir şey yok ama bankaların kendi müşterileri o platformlar üzerinden bir başka banka müşterisi olabilir, o banka müşterisi olabilir. Bunun o gün işlem yapılırken o an içinde ne piyasa kurunu, ne karşı tarafı bilmeniz mümkün değil.

“Biz hiç kimseye 128 milyar dolar rakamını söylemedik”

İnsanların kafalarını karıştırmak için 128 milyar dolar rakamı, şimdi de kur 6,85… Yani belirli rakamlarla insanları bir yerlere götürmek için kullanılan bir algı operasyonu. Böyle bir şey söz konusu değil, mümkünatı yok. Yapmak isteseniz de yapamazsınız. Kurlar tamamen o günkü piyasada oluşur ve karşı taraf bilgisi hiç kimse tarafından bilinmez. Belki de en az bilenlerden biriyim. Bu işi bankaların operasyon ve hazine departmanlarında yıllardır yapan insanlar, bunu çok iyi biliyorlar ama onlar da söylüyorlar. Bu arkadaşlar, eğer karşılarında biraz anlayan birisi olduğunda ‘Biz öyle demiyoruz, böyle diyoruz.’ diyerek olayı çarpıtıyorlar. Bu sefer ‘Karşı tarafı açıklasın’… Merkez Bankası, veri açıklama konusunda şeffaflığı dünyadaki en iyi merkez bankalarından biridir. Şeffaf bir bilançomuz var. Günlük olarak oradan her şeyi izleme ve görme şansınız var. Biz hiç kimseye 128 milyar dolar rakamını söylemedik. Bu eğer bugüne kadar gizli kalsaydı, peki bu arkadaşlar bunları nereden buldular?

“Müdahale değil, kurun oynaklığının sağlıklı bir şekilde yönetimi”

Dalgalı kur rejimindeyiz. Müdahale ne kadar doğru diye tartışılıyor. Böyle müdahale edilmesi o serbest kur rejimi ile yan yana koyduğumuzda ne ifade ediyor?” sorusunu, “Buna ‘kurun oynaklığının sağlıklı bir şekilde yönetimi’ diyeceğiz, bir müdahale değil. Burada bir de talebin karşılanması var. Bunların hepsini o günkü talep ve arz içerisinde değerlendirmemiz sağlıklı.

“Türkiye’nin 90 milyar dolar rezervi vardır”

Bir şeyleri çıkarmak, bir şeylere ulaşmak için değişik hesaplamalara gitmeye gerek yok. Hem TCMB hem de Türkiye Cumhuriyeti devleti şu anda hiç olmadığı kadar iyi durumda. Türkiye’de rezervlerin yapısı değişmiştir. Türkiye’nin yıllardır 120 ton altını vardı. 2012’de başlıyor, 2019 ve 2020’de Türkiye’nin altın rezervleri 710 ton altına çıkıyor. 2017-2018’den sonra yurt dışındaki tüm altınlar Türkiye’ye gelmiştir. Şuan Türkiye’nin tüm altınları TCMB’dedir ve 120 ton olan altını bugün 720 tondur.

Bundan daha önemli bir rezerv kaynağı olabilir mi? Türkiye’de hem rezervleri kalıcı hale getireceğiz hem de üretimi, ihracatı finanse eden bir sistemi daha iyi bir şekilde uygulayacağız. Şu an 90 milyar dolar brüt rezervimiz var ve rezervin açılımı da önemli. Bu rezervin yaklaşık yüzde 40’ı altın rezervi, Türkiye’nin kendi altınları. 2003’ten sonra oluşan rezervler, portföy girişleri ile, sıcak para girişleri ile oluşmuş.

Net ifade ediyorum, Türkiye’nin 90 milyar dolar rezervi vardır, altın rezervlerimiz çok güçlüdür ve bütün altın rezervlerimiz Merkez Bankasındadır ve yıllarca 120 ton olan altın 720 tondur.

“Merkez Bankası kar ediyor”

Merkez Bankası uzun süredir kar ediyor. 2018-2019-2020’de Merkez Bankası kar etmiştir. Türkiye’de hem rezervleri kalıcı hale getireceğiz hem de üretimi, ihracatı finanse eden bir sistemi daha iyi bir şekilde uygulayacağız.

Böyle bir para varmış gibi konuşuluyor. Halkı yanlış yönlendirmek doğru değil. Merkez Bankası en saygın kurumlardan bir tanesi.

“İnsanları zan altında bırakmak üzücü”

128 milyar dolar gibi bir rakamı söyleyerek insanları zan altında bırakmak üzücü bir şey. Üzülüyoruz bunlara. Kendi aramızda da konuşuyoruz. Vatandaşımızın güveni sarsılmaz. Merkez Bankası’nda yıllarca çalışmış insanların bu iddialara taraf olması bizi üzüyor. Burada yanlış olmaz, söz konusu değil. Verilerini günlük açıklayan Merkez Bankası’nda nasıl yanlışlık olabilir? Hala bizim bir şeyler açıklamamız gerektiğini söyleyerek kamuoyunun güvenini sarsmak doğru değil.

“Türkiye’nin hedefi yüzde 5 enflasyon”

Tasarruf açığı olan bir ülkeyiz ve cari açık veriyoruz. En büyük kırılganlığımız bu. Para ve kur politikasında daha sağlıklı ilerlemek istiyoruz. Para Politikası Kurulu olarak mevcut politikalara devam edeceğiz. Merkez Bankası Başkanı olarak piyasaya verdiğimiz sözü tutmaya devam edeceğiz.

Ben enflasyonu düşüreceğim diyorum. Bazı şeyleri çok dengeli götürmek lazım. Türkiye’nin hedefi yüzde 5 enflasyon. Bu hedefi tutturana kadar sıkılaşmaya devam edeceğiz. Bu işi reel sektör, hane halkı ve yurt dışı yatırımcının da taleplerini gözeterek dengeli götürmemiz gerekiyor.

Kripto para düzenlemesi

Hassas bir konu, farklı bir boyuta doğru gidiyor. Altyapı, düzenleme ve kontrol mekanizması yok. Sadece yasaklayarak bu olayı çözemezsiniz. Bu platformlara aracılık eden kuruluşların altyapıları sağlam değil. Bankalar aracılığı ile ödeme yapabilirisiniz dedik. Düzenlemelerle ilgili çalışıyoruz. Para yerine kullanımını yasakladık. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın koordinesinde kripto para düzenlemesi çalışılıyor.

Tanımı yok; varlık mı, mal mı? Birçok belirsiz soru işareti var. İki hafta içerisinde çalışmaların bir noktaya geleceğini tahmin ediyorum. Dünyada da örnek alabileceğiniz bir uygulama yok.

Çok ciddi bir kripto para trafiği var. Giden para geliyor mu belirsiz. Nereye gittiğini bilemiyoruz bu kripto paraların. Avrupa ve ABD’ye giden bir kripto akışı var. Biz bu konuyu birkaç hafta içerisinde; SPK, BDDK, Bakanlık kendi düzenlemelerini yapıyor.

Kripto dünyasıyla ilgili neler yapıldığını, düzenlemenin ne olduğunu bilmeyen kişiler var.

“Dış dünyadaki gücümüzü ekonomi ile de sürdürüyoruz”

Türkiye, son yıllarda jeopolitik riskler dediğimiz noktada, artık kendini kabul ettirdiği bir dış politika izliyor. Bugün Türkiye, hem sahada hem masada. Sahada oluşunun arkasında güçlü bir ekonominin, güçlü bir iktidarın ve milletin olduğunu unutmayalım. Türkiye artık dış politikasında göz ardı edilen veya istenilen şekilde evrilen bir ülke değil. Son 10 yılda Türkiye, bütün coğrafyada sürdürülebilir ve etkin şekilde varlığını devam ettiriyor. Oralarda istediği sonuçları da alıyor. Sözde Ermeni soykırımı konusu yeni gündeme gelmiyor. Farklı kararlar alınsa da Türkiye’ye yansımasının çok kötü olacağını düşünmüyorum. Türkiye’nin bu konudaki duruşu ve görüşü nettir. İş dünyasının da bu anlamda olaylara bakıp kendi politikalarını ona göre belirlemeleri lazım.

“Türkiye’yi, Merkez Bankasını yıpratmamamız lazım”

Eğer 2020’de talepleri karşılanmasaydı, o kredileri kapatamazlardı, uluslararası borçlarını ödeyemezlerdi, o varlıklara sahip olamazlardı. Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD)… Bu dövizleri alanlar bu kuruluşların üyeleri. Türkiye’nin reel sektörü belli. Yurt dışından borç alabilen firmalar belli. Bu firmalarımızın bilançoları da şeffaf. Burada söylemek istediğim; herkesin bildiği konuda taraf olmak lazım. Türkiye’yi, Merkez Bankasını yıpratmamamız lazım. Olmayan bir şeyi varmış gibi göstererek Türkiye’yi ve Merkez Bankasını yıpratmanın kimseye bir faydası yok. Bu yıpranmadan yurt dışındaki yatırımcı faydalanıyor. Ülke risk primimiz (CDS) daha yukarı çıkıyor, kur atakları daha fazla oluyor. Sonuçta vatandaşımız, iş dünyası kaybediyor.

trt

Son Haberler