İlk Denetim Tüketicilerde Olmalı

tarafından Görevliler

Milliyet Gazetesinden Duygu ERDOĞAN’ın haberine göre:

Organik sertifikalı gıda ürünlerinin tüketici tarafından endişe duyulmadan tüketimi önerilirken; diğer tarafta ise hiçbir ibrazı olmadan ‘organik’, ‘doğal’ gibi sıfatlarla satış yapanlar sisteme olan güveni kırıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesinde organik tarım esaslarını kontrol eden ve bu sertifikaları sağlayan yetkili kuruluşlar yer alıyor. Kuruluşlar organik tarım faaliyetinde bulunmak isteyen üreticilere ve firmalara, ‘Organik Tarım Kanunu’ başta olmak üzere çeşitli standart ve mevzuatların kontrol ve sertifikasyonunu sağlıyor. Bunun takibi de yine bu kuruluşlar tarafından yapılıyor.

Organik tarım faaliyetinde bulunanlar yine il ve ilçe tarım müdürlüklerinin de öncelikli kontrol alanında yer alıyor. Müdürlüklerin ilgili ‘timleri’ bu alanların kurallar çerçevesinde devam ettirildiğinden emin olmak için çalışırken, tüketicilerin şikayetleri de değerlendiriliyor.

Arazinin komşusu da önemli

Bu alandaki önemli kuruluşlardan biri de KİWA BCS Denetim ve Belgelendirme Hizmetleri şirketi… Firma kontrolörü Ali Erakın, Türkiye’de organik üretim geçmişinin 1980’li yılların sonuna dayandığını anlatırken, bu alandaki yönetmeliğin yayınlanmasıyla beraber 2010 yılında organik üretim algısının güçlenmeye başladığını ifade etti.

Mevcutta organik üretimin büyük kısmının ihracat için olduğunu anlatan Erakın, ancak iç piyasa için yapılan üretimde de yükselişin dikkat çektiğini söyledi. Erakın, “Bizler bunun sertifikalandırma ve denetimini, tarladan sofraya süreçlerini kontrol ediyoruz. Mesela her yerde organik tarım yapılamıyor. Ana caddelerden uzak, komşu parsellerinde bulaşma riski olmayan, sanayi alanları dışındaki yerler olmak durumunda. Örnek vermek gerekirse; Konya Ovası’nda organik tarım yapmak zordur. Çünkü yabani ot çok fazla olduğu için büyük alanlarda elle yolmak çok zaman alır. Bunun için zirai mücadele gerekir” dedi.

Timler takipte

Başvuru süreci öncesi ve süreç boyunca organik tarım yapmak isteyenlerin uygulamak zorunda oldukları pek çok şey olduğunu anlatan Erakın, tam olarak organik üretimden önce bir geçiş süreci de uygulandığını dile getirdi. Bu ürünlerde tüketicinin aldatılmasının önüne geçmek için temel ayırıcının organik ürün logosu olduğunu belirten Erakın, “Ürün sertifika ya da müteşebbis kodu gibi detaylara bakılabilir. Müteşebbis numarası, hangi kuruluşa aitse bu bilgiler görülebilir. Ayrıca il İlçe tarım müdürlüklerinin organik tarım timleri var. İzlenebilir bir sistem olduğu için tüketici güvenle alabilir” diye konuştu.

Etiket okuyalım

Organik ürün tercihinin yüksek olduğu ülkelerde, tarımsal ve hayvansal ürünleri ilk denetleyenin ‘tüketici’ olduğunu vurgulayan Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de de bu alışkanlığın yavaş yavaş kendini gösterdiğini söyledi. Yıldırım, “Organik ürünün sıkça tercih edildiği başta Almanya gibi ülkelerde de en ciddi problemin ‘güven’ olduğunu görüyoruz. Hatta sertifikasyon kuruluşlarına da inanma oranı düşük kalıyor. Buna karşılık, tüm gerekleri yerine getirip çalışanlar da çok fazla. O yüzden ‘güvenmemek’ yerine, etiket okuma alışkanlığımızı artırırsak gerçekten bu gerekleri yerine getiren ürünlere de ulaşabiliriz” dedi.

Birçok farklı isimle, sıfatla tüketiciyi aldatmaya yönelik ürünlerin de piyasada yer aldığını kaydeden Yıldırım, “Herkes çok kolay ‘organik’ diyor. Köy yumurtası mesela… Neye göre köy yumurtası olduğunu sormuyoruz. Organik üretim için sadece köyde üretiyor olmanız yeterli değildir. Hayvana verilen yemden bulunduğu ortama kadar mevzuatla getirilen içerikler var, tarlanın ilaçtan gübreye kısıtlamalarda tüm koşulları yerine getirmesi gerekiyor. Tabii bu içerikler, kapsamlar aynı zamanda organik üretime ek maliyet yükleri de getiriyor. Üreticinin sürdürülebilir şekilde işine devam etmesi için destek ve teşvik mekanizmalarının da iyileştirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Yerel yönetim desteği

Ali Ekber Yıldırım, daha önceki yıllarda organik üretimin neredeyse tamamının ihracat için yapıldığını belirtirken, tüketici talebinin artmasıyla artık iç piyasaya yönelik üretimin de yükselişte olduğunu dile getirdi. Yıldırım, “Yine ayrıca son yıllarda yerel yönetimler de organik pazarlar açmaya başladı. Buralarda hem denetimi yapılmış ürünlerin satışı için alanlar oluşmuş oluyor, hem de tüketici güvenle alışveriş yapabiliyor” dedi.

Usulsüzlüklere büyük cezalar var

Organik tarım sertifikalandırması ve denetiminde belli kuruluşlar yetkilendirilmiş durumda. Bu kuruluşların listesi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesinde belirtiliyor. Bu firmalardan olan TRB Uluslararası Belgelendirme Teknik Kontrol ve Gözetim Hizmetleri’nde organik tarım sertifikeri olan Selin Yılmaz, organik tarım konusunda ilgili mevzuatlarla yetkilendirilmiş kontrolörlerle çalıştıklarını belirtti.

Nasıl üretirim?

Tüketicilere bu açıdan öneriler sunan Yılmaz, “Öncelikle organik ürün logosunu mutlaka görmemiz gerekiyor. Paketsiz ürünlerde ise organik pazarlardaki ürünler belediyelerin denetimi altında. Yani bu pazarlar da güven vermeli. Organik ibaresi ile satılır ama aksi tespit edilirse büyük para cezaları uygulanıyor” dedi.

Organik üretim konusunda eğitimlerin arttığı bu dönemde, üreticinin de talebinin arttığını anlatan Yılmaz, ‘organik üretim yapmak istiyorum, süreç nasıl işliyor’ şeklinde pek çok soru aldıklarını ifade etti. Yılmaz, “Tarım ve Orman Bakanlığı ile il ve ilçe müdürlüklerinin bilgilendirmeleri, kamu spotları konunun daha fazla gündeme gelmesini sağlıyor. Bilinç artıyor. Algı da güçleniyor. Yetkili kuruluşlar olarak bizler ise akredite olduktan sonra çeşitli denetimlerden geçmeye devam ediyoruz. Sertifikalandırma sistemimiz ise sürekliliği olan bir uygulama. Organik üretimdeki tüm halkaları saha ziyaretleri başta olmak üzere çeşitli denetimlere tabii tutuyoruz” diye konuştu.

Son Haberler